Gazeteci Nilay Örnek, Hatay’a gitti ve medeniyetlerin buluşma noktası Hatay’ı gastronominin de buluşma noktası olarak bize yazdı.

“Yemeğe meraklıysanız ve bir şehre ilk defa gidecekseniz, sorar araştırırsınız; normal! Ama söz konusu Hatay olunca iş daha da ciddiye biniyor. Başlıktaki soruyu çok güvendiğim ‘lezzet avcılarına’ sordum, yanıt ve izlenimlerimi ‘Tat Dedektifi’ için yazdım… Buyrunuz…”

1- Pöç Kasabı:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hatay’da bir tür miğde fesadı geçirdiğim için, tam da az yemeye karar verdiğim sırada iki yeme içme üstadı Ahmet Örs ile Nedim Atilla (herkese nasip olmaz yani) beni gizli yemek cennetlerine götürdüler: Pöç Kasabı…

Hani baya baya vitrininde etler asılı… İçerisi derme çatma oluşturulmuş bir yemek mekanı. Ama yanlış anlaşılmasın, üzerine yazmışlar ‘aile yeri’:) Yiyeceğinizi söylüyor ve başlıyorsunuz beklemeye. Önce beyaz bir kağıt seriliyor masaya.

Ardından bir tabak taze nane ile isterseniz açık ayranlarınız.

Etiniz önce makineden geçiyor, sonra zırhla çekiliyor; kebabınız yeşilliklerin de kıyılmasıyla hazırlanıyor.

Sonra da pişirilmesi için Uzun Çarşı içindeki bir fırına gönderiliyor.

Bunların tamamı minicik bir yerde, kasabın girişinde olup bitiyor. Eski usül bir yeme yeri yani.

Ve kağıt kebabınız mesela, pişiyor ve bir tepsi içinde biber, soğan ve domateslerle, sıcacık pide eşliğinde geliyor.

Ama nasıl hafif, nasıl güzel; tek kelimeyle muhteşem!

Yediğim en güzel tepsi ve kağıt kebabı.

Ayyy yazarken de canım istedi. (Bu arada bilmeyenlere; pöç, ‘kuyruk sokumu kemiği’ demek)

2- Sultan Sofrası:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Gitmeden çok öneri aldım, tüm öneriler içinde ‘o tüm yol tariflerine konu olan köprü’ yakınındaki Sultan Sofrası vardı.

Sultan Sofrası alkolsüz.

Bu, kentlilerin bir kısmı tarafından özellikle vurgulanıyor.

Yerel pek çok lezzetin örneğini en iyi-bir arada görebileceğiniz yerlerden.

Kaytaz’ı mesela (bir tür börek, üzeri kıyma ve soğanlı ama nasıl lezzetli!) her yer yapmıyor onlar yapıyor. İyi de yapıyorlar.

Yine Hatay’a özgün lezzetlerden ‘sermisek’ adlı (baklava yufkasında etli bir tür börek) böreği de çok iyi yapıyorlar.

Yağsız kuşbaşı dana eti, nohut, buğday, kimyon ve karabiber ile yörel salçalardan yapılan bir düğün yemeği olan ‘aşür’ de bu lokantada gayet iyi…

Tek tek saymayayım, yerel lezzetler için gidilmeli.

Ha tabii…

Hatay’daki en iyi -üzerine tahin dökülmüş halde- kireçte kabak ve cevizi de ben burada yedim. Hatay’ın en iyisi mi bilemem ama çok çok çok iyiydi! Başka şehirlere de gönderiliyormuş.

3- Anadolu:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hatay’daki çok insanın önerdiği yer. İçkili, mezeleri leziz.

Çiğköfteyi de ‘orada’ olması gerektiği gibi yeşilliksiz, üzeri kıymalı. Ve garsonları, çalışanları az bulunur cinsten kibar, iyi ve bilgilendirici. Oraya gitmeden eksik kalınır!

4- Affan Kahvesi – Haytalı bir bıcı bıcı değildir!

Herkes dedi ki “Affan Kahvesi’ne git”… Nesi özel derseniz; ortamı hoş bir kere… Hatay içinde Küba kahveleri gibi! Geniş tavan, çini zemin, birbirinden uzak ahşap masalar, eski sandalyeler.

Çay bardağıyla sunulan -sert- kahvesi, kahvenin pişirilme şekli ve ‘Haytalı’sı da özel…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

‘Haytalı’ bana bir Türk dizisinin adı gibi gelse de (aslında neden olmasın?), nişasta, süt ve vanilya ile yapılan bembeyaz tatlı… İlk tadışta su muhallebesi tadı veriyor. Üzerine gerçek gül suyu şurubu dökülüp, kendi ürettikleri dondurmayı koyuyorlar. Benlik bir tat olmasa da, seveni çok ve hafif bir tatlı.

Bu arada şunu da anlatmadan edemeyeceğim; 4 hatunuz; bizi arka tarafa, üzüm sarmaşıklarının, hatta üzümlerin sarktığı havuzlu bölüme yönlendirdiler…

Kahve ve Haytalı ısmarladık.. Sonra bir delikanlı ile konuşmaya başladık… “Haytalı-Affan Kahvesi 100 yıldır var ama bir 3 senedir herkes gelip duruyor… Bir de ‘Aaaa burası mıymış?’ diyorlar. 100 yıldır sandalyeleri bile aynı! Ne bekliyorlar, niye geliyorlar” diye konuşuyordu.

“Arkada plastik de var, keşke koymasaydınız” dedim ve yanıt şu oldu: “Eski insanlar oturmayı kalkmayı bilirdi. Şu sandalyenin üzerine sevgilisinin adını yazan bile var ya… Peki sonra gelen sevgilinin üzerine oturuyor, giden sevgilinin üzerine oturuyor. Bu mu yani?!!” İsyana gel!

Kısacası; tatlı bir yer…

5- Uzun Çarşı ve künefe için tabii ki Çınaraltı Yusuf Usta’nın yeri…

Baharat, peynir, salça, baharat, taş kadayıf, fırın, kasap, künefeci cenneti ‘Uzun Çarşı’… Çarşı -bence- kötü tekstil ürünleri ile insana negatif bir hava verse de, yemekseverlere farklı vaatleri mevcut. Onlardan biri de künefeci Yusuf Usta. Çarşının ‘ayakkabıcılar’ tarafından girince kime sorsanız gösteriyor. Ulu bir çınarın altında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yusuf Usta genellikle işinin yani köz ateşte pişirilen künefenin başında. O olmazsa oğlu Fatih ve “Bizde eleman olmaz, kardeş olur” diyerek tanıttığı Serdar ile birlikte künefeye ilgiyi eksik etmiyorlar. Künefenin her teli tek tek ellerinden geçiyor; sütü, peyniri, şerbeti… Off çok güzel… Künefenin üzerine isterseniz ‘süt kaymağı’ da koyuyorlar. Künefeyi pişerken ters çevirme yani havaya atıp tepsi ile tutma şovları artık büyük alkışlar alan bir ritüele dönüşmüş. Siz o çınarın altında sakin sakin künefenizi lüpletirken yanınızda birden alkış kopuyor. Zaten kartvizitlerinde de bugüne kadar onlarla çekim yapan kanalların logolarına yer vermişler:)

Kısacası; işlerini seven insanlar, iyi künefe…

6- Sveyka Restaurant

Herkesin ‘Mutlaka uğra’ listesinde olan ‘Sveyka’ restoranın adı Arapça; ‘küçük çarşı’ demek…

Burası dışardan farklılığını hissettiren bir mekan.

“Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi” sıfatıyla anılan (kentte herkes böyle diyor, onların yalancısıyım, resmi belgelerinde de var) Kurtuluş Caddesi üzerinde, Affan Kahvesi’nin yakınında…

Bina özel ve başarılı bir restorasyondan geçmiş; aslen 1944 yılında yapılmış. Birkaç ev birleştirilerek tek bir restoran haline getirilmiş.

Bina Havra ile bitişik, Sarımiye Camii’ne 10 metre, Katolik Kilisesi’ne 45 metre ve ünlü Habib-i Neccar Camii’ne 200 metre uzaklıkta.

Ben restoranı gezdim, içeridekilerle konuştum ama yemek yemedim; sadece mönüye baktım. İlginç tarafı Antakya mutfağının dünya mutfağı ile birlikte sunulması. Maklube ile şinitzel bir arada yani…

7- Dönerde iki adres: Abdo ve Tacettin Usta…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz dönerde ‘yaprak’a alıştık artık sanırım… Abdo’da döneri daha kalın kesiyorlar; lavaşı özel, onların yapımı salça ile soslayıp maydanoz ve döneri koyarak servis ediyorlar… Kapıdaki beye “Biz yemeğe gidiyoruz ama sizi çok anlattılar bir tadabilir miyim?” dedim… Bize birer ‘sigara’ yaptılar; birer dev sigara böregi gibi görünen döneri ikram ettiler. “Bu da bağımlılık yapar” diyerek… Ben kapıdaki ‘Abdo’ isminin fotoğrafını çekerken “Hatay’ın Güzelyurt Ailesiyiz biz, bu önemli” dediler bir de 🙂

Döner yemenin saati olmaz da bence, iyi döner yapan yerde mesela Tacettin Döner’de saati oluyor! Öğlene kadar gitmek gerekiyor, isim yazdırılıyor… Tabii hal böyle olunca, zaten biz de sürekli yemek yenilen bir festival için oraya gitmişiz, olmadı, orada yiyemedik. Ama ismini vereyim ki deneyin!

8- Çayırcı Bakla Humus Salonu

Bakla ezmesi Hatay’da önemli. Sabahları yenildiğinde tüm gün tok tutuyor, bu nedenle ‘beton’ da deniyor. Bakla ezmesine tahin ekleniyor; “zeytinyağı ile şımartılıyor”… Kimyon, karabiber, kırmızı biber de eklendi mi tamamdır. Sıcak servis ediliyor. Hataylı Onur Yıldız, (kendisi Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri) “En iyisini ben sanayi bölgesinde yiyorum, şehir merkezinde ise Çayırcı Bakla Humus Salonu’nda yenir” diyor.

toma-ciftliği (6)

9- Ve diğerleri…

Benim Hatay’a gitme nedenim “Akdeniz Ülkeleri Mutfak Günleri”ydi. Akdeniz kıyısındaki 17 ülkeden gelen şefler Hatay’ın lezzetleri, malzemeleriyle yemek yapıyor, biz de tadıyorduk. E tabii hal böyle olunca 3 günde bu kadar yiyebildim. Ancak öncesinde aldığım listelerden Oğuz Yenihayat’ınkini (yenihayatintadi.com) yakına çekip Antakya çevresine dair önerilerini de sizinle paylaşmak isterim.

* Oğuz, Antakya merkezdeki “salaş ve çoğu insanın bilmediği” şeklinde tanımladığı Toros Ocakbaşı’na hayran.

* Kule restoran – Harbiye’de. Şehre uzak ama kemikli tavuk yapıyorlar salçalı falan, müthiş.

* Şirinyer restoran – İskenderun’da. Hatay’a yarım saat uzaklıkta. Lagos konusunda başarılı bir balıkçı.

* Güneş gıda – Uzunçarşı’da. Kahvaltı için, peynir çeşitleri, katıklı ekmek vs her şey var. Ama market gibi bir yer, restoran değil.

* Karaksı köyü var, Hatay’a 20 dakika mesafede. Hasbahçe Kahvaltı’nın kahvaltısı ve ortamı çok güzel.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.