İngiliz yazar James Hilton’un 1933 tarihli romanı Yitik Ufuklar’da bahsi geçen harikalar diyarı Shangri-La’dan ismini alan otel, bundan esinlenilerek misafirlerine kusursuz konaklamalar ve deneyimler yaşatmasıyla dünyada ün salmıştı. 2013 yılında Türkiye’deki tek otelini Beşiktaş’ta açan zincirin gelişiyle “şükür, artık Çin yemeğini düzgün yiyebileceğimiz bir yer bulacağız” dediğimi hala hatırlıyorum.

Digiturk Turkmax Gurme’de yayınlanan Nilay Örnek’le Şehirli Sofralar’dan ilk kez tanıma fırsatı bulduğum otelin restoranlarından Shang Palace, daha otantik ve daha geleneksel Çin, Kanton mutfağı örnekleri sunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eylül 2014’te gerçekleştirdiğimz ziyaretimde edindiğim deneyimleri bir çırpıda özetleyeyim;

  • Tadım için shang Palace’ı özel yemek odalarından birinde ağırlandık, odamızdaki mutfaktan direkt ulaşım, dışarıdan servis gelmemesi gibi hoş şıklıklarla birlikte ortası dönen bir masa da bizi bülüyemişti. Özellikle ortası dönen diye vurguluyorum ki bu şekilde servis çok daha kolay oluyor. İstediğiniz yemeğe ulaşmak için, aynı Çarkıfelek yarışması gibi masayı tutup çeviriyorsunuz. Bu masalara Lazy Susan denildiğini de belirtiyim.
  • Doğuşu 1930’lara dayanan Kanton çiğ balık salatası Lo Hei, basit anlatımla ekmek kıtırlı ve özel soslu (portakal) somon sashimi olarak adlandırabileceğimiz bir yemek. Somon sashimi için dağları da çapları da delebilecek biri olan ben bu yemeği beğendiğimi söyleyebilirim. Belirtmem gereken husus ise portakal ile somon birleşmesi kimilerini açmayabilir. Bu özel yemeğin tarihi için Yusheng adıyla hazreti Google’da bir arama yaptırmanızı öneririm.
  • Çıtır Sarmısaklı Kızarmış Patlıcan olması gerektiği gibiydi, beklentim yüksek olmadığı için ne ile karşılaşacağımı biliyordum.
  • Sichuan Tarzı Ballı ve Sirkeli İnce Bonfile dilimleri bence gecenin bombasıydı, tam bir yan yemek, eksiksiz bir atıştırmalık, gerçek bir lezzet patlaması… Elim, ayağımla birlikte ağzım da boşaldı!
  • Fırında Kızarmış Pekin Ördeği, Türkiye’de bugüne kadar yediğim en iyisiydi. Açık ara! Dışı çıtır, içi sulu, videodan zaten akan suları görebiliyorsunuz, kıtırtıları duyabiliyorsunuz.

  • Yağda Kızarmış Kadayıfa Sarılı Karides ikiye ayırılması gereken bir lezzetti, karidesi güzel bir üründen tercih edildiği için çok lezzetliyken kadayıfın işin içine girmesi yemeğin yenilmesini zorlaştırıyordu. Her ne yaparsanız yapın, döke saça yemek zorunda kalacağınız bir tabak olduğunu söylemek zorundayım.
  • Çömlekte Ağır Ateşte Pişmiş Zencefilli ve Yeşil Soğanlı Deniz Mahsülleri tam pişmesi gereken kıvamdaydı. İşletmecilere de masa da ilettim, deniz tarağını bu şekilde pişirmenin zor olduğu aşikar, ancak doğru teknik ve deneyimle hayatınızdaki en yumuşak deniz tarağını yemeniz de muhtemel! Kalamar ve karides de kendisine eşlik ediyor.
  • Karabiber Soslu Tavada Kızarmış Dana Kuşbaşı danadan çok Gaziantep’te Halil Usta’da yediğim Küşlemeler kıvamındaydı, sadece bu yemek için bile Shang Palace’a gidilebileceğini düşünüyorum.
  • Sichuan Tarzı Yer Fıstıklı Tavuk bence masanın çirkin ördek yavrusu olarak kaldı. Kendi içerisinde ne kadar güzel bir lezzet yarattığını tahmin edersiniz ama diğer güzel yemeklerin yanında bu tabak benim için çok etkileyici değildi.
  • Ve tatlı olarak gelen Vanilya Dondurma ile Kızarmış Kadayıfa Sarılı Muhallebi otelin mutfağı için geliştirilmesi gereken bir üründü diye düşünüyorum. Zira dondurma için ne kadar uğraşıldığı belli ama lezzet olarak öne çıkan hiç bir dokunuş yoktu, kadayıfa sarılı muhallebi için de eğer kağıtta içerisindeki muhallebidir yazmasa ne yediğimi anlayamayacağım kadar sönük bir hali vardı. Zaten uzakdoğu kültüründe tatlının yerinin kısıtlı olduğunu da işin içerisine katarsak, kadayıfla muhallebiyi birleştirip dondurma ile melez bir tatlı yaratılacağına daha rafine bir seçenekle güzel bir yemek finali tercih edilebilirdi.

Özetleyecek olurak büyük bir bölümünden keyif aldığım ancak kesinlikle bir iki dokunuş isteyen bir mutfağın güzel ürünlerini tatma fırsatı buldum, size de tavsiye ederim.