Sinop’ta mantıya aslında ne denir, en iyi mantılar nerelerde yenir? Prenses nasıl bir tatlı? Sıcak simit yemek bir lükstür. ‘Nokul’ çok cool! Et ve mezede Sinop’ta iki iyi yer! Pazarda ne var? Hepsi bu yazıda…

sinop yemekleri

Türkiye’de, hadi daraltalım İstanbul’da sorsanız; “Yazın mutluka vakit geçirmek istediğiniz 10 şehri sayın” deseniz muhtemelen çok az kişinin seçeneklerinden biri, eğer ki oralı değilse “Sinop” olur…

Ama inanın Sinop, Türkiye’nin en güzel tatil yerlerinden biri olabilir, tabii gezmesini bilene, oralılardan iyi tavsiyeler alanlara…

Çangal ormanından, Karadeniz’de Akdeniz’i andıran denizinden, sahilinden, insanlarından uzun uzun bahsedilebilir ama malum konumuz ‘tat’, o halde konumuza gelelim…

SİNOPLULARDA BİR KLASİK: ESKİDEN DAHA İYİYDİ

Sinop’u eğer oralılarla, mesela Ayancıklılarla, hele de oranın eskileriyle geziyorsanız sürekli “Eskiden daha iyiydi” cümleleri duyacaksınız.

Duyun ama çok da umursamayın:) Çünkü hele de bir yediği lezzeti ikinci defa aynı şekilde bulmakta zorlanan İstanbulular için her şey güzel, her şey çok taze… Mesela o ‘nokul’, belki eskiden daha güzel olabilir ama eğer ki ilk yiyorsanız zaten sizin için çok güzel bir şey olabilir. Konuyu açalım…

BİR AN İÇİN TAT DEĞİL GARSON DEDEKTİFİ:)

Sinop’ta ilk durağımız Yalı Kahvesi oluyor. Yiyecek vermeyen ama çevreden alıp getireceğiniz her türlü yiyeceği masanıza koyabileceğiniz, yanına da çayınızı söyleyebileceğiniz şahane bir yer. Sadece çay, kahve, su, gazoz, soda… Filtre kahve de yok.

Şahaneliği, kıyı kasabası hissini direkt kanınıza işleyen havasında, rahatlığında… Basit ve net.

Evinizden götürün kahvaltılıkları, yayın kağıdı, isteyin çayı…

Mükremin var; sabahtan akşam üzerlerine kadar garson o. Herkesi tanıyor, espriler gırla; en karışık servisler bile asla unutulmuyor. Ve efsane odur ki, siz bir süre oraya sıkça gidiyorsunuz. Sonra “Yıllarca gelmeyin fark etmez, yıllar sonra gidersiniz Mükremin kahveyi nasıl içtiğinizi hatırlar”. Diyorum ya, bu efsane. Aklıma yazdım gelecek sene sonucu bildireceğim.

cekirdekci (2) cekirdekci (1)

“BURALI SICAK DEĞİLSE YEMEZ”

Çevrede eski usul çekirdekçiler ve külahları… Yalı Kahvesi’nde dostlarımız çekirdek söylüyor ortaya. Bir çıtlatıyoruz… “Aaaa bu sıcak”. Biz şaşırıyoruz ama herkes için normal.

Sonra kolunda sepet bir adam geçiyor; sepetin üzerini örtmüş “Sıcak simit” diyerek.

simit

Alıyoruz, incecik, çıtır çıtır. İstanbul simitlerinden daha geniş çaplı ve daha ince, bol susamlı. Ve ne zaman alsak hep ama hep sıcak.

Sinoplu dostlarımız açıklıyor; “Buranın halkı sıcak olmazsa yemez”. Şurada bir fırın var, simit çıkar çıkmaz bu kahvelere gelir.

‘NOKUL’A GİRİŞ 101

Sabah kahvaltısında gelsin Nokullar. Onlar da sıcak!

Karadeniz’de özellikle Samsun ve Sinop’ta çokça tüketilen bir lezzet Nokul.

Böreğimsi…

Annemin ‘gül böreği’ gibi uzun bir börek yapılmış da gül gibi sarılmış gibi…

nokul (5) nokul (2)

Pek çok türü yapılıyor; ama en popüleri kıymalı, cevizli ve cevizli-üzümlüsü… Tatlı olanları insanın içini baymıyor, hafif tatlı olduklarından çokça yenebiliyor.

Demirkollar Ekmek Fırını, nokul konusunda bir efsane! Eskiden kadınlar nokulu evlerinde yapar fırınlara sadece pişirmeleri için verirlermiş; fırıncı da en beğendiğinden göz hakkı alırmış.

MANTI DEĞİL ONUN ADI KULAK…

manti (8)

Sinop mantısı denince benim aklıma ceviz gelir… Çok yediğimden değil, fotoğraflarını sıkça gördüğümden.

Tabii Sinoplular cevizi çok tüketiyor ve iyi kullanıyorlar ama inanın Sinop mantısı denen şey cevize indirgenecek bir şey değil.

Hakkında tez yazılası.

Sinop merkezde en popüler yer “Teyze’nin Yeri Mantı Salonu”; televizyon programlarına da çıkınca iyice ünlenmiş, büyümüş.

Gidiyorsunuz, gözünüzün önünde açılıyor hamurlar; dolduruluyor mantılar. Her şey açıkta. Eskiden kadınlar elleriyle açıyormuş hamuru.

Şimdi de elde bir açılıyor ama artık yoğunluk nedeniyle bir de makineden geçiriliyor o incelik için. Ama tek tek dolduruyorlar.

Mantı dedeğimiz yiyeceğin Sinoptaki asıl ve orijinal adı, şeklinin benzetildiği ‘kulak’. Buyrun size kulak kapatma ile ilgili bir video, Ravioli desem olacak yani o derece!

 

Hiç fırınlanmıyor, haşlanıyor. Tane tane, süt gibi. İçi de dolu dolu.

Yoğurdu, sarımsağı leziz.

Cevizli ve sarımsaklı yoğurtlu… Bir tabakta yanyana alabiliyorsunuz.

Öyle güzel ki…

manti (1)

manti (7)

Sinoplular “Melahat’in Mutfağı” daha iyi cümlesinde ısrarlıydı, yoğurdu biraz daha farklı ve güzelmiş. Daha güzeli nasıl olur; insan akıl erdiremiyor:) “Teyze’nin Yeri Mantı Salonu”nun yanı sıra orada yiyemesek de “Melahat’in Mutfağı” ile diğer favori “Örnek Mantı”yı da listemize aldık.

PRENSES NEDİR? NİYAZİ ŞEN PASTANESİ’NE SORDUK 🙂

Sinop’ta olduğumuzu belli eden Instagram fotoğraflarımızın altı ‘ısrarlı’ mesajlarla doluyor: “Şen pastanesinde …. yemeden dönmeyin”

Bu ‘…’ kimi zaman ‘prenses’, kimi zaman dordurma, kimi zaman revani ve da supangle ile doluyor.

Biz de her gece birinden tattık.

Revani, dev… Üzeri bildiklerimizden daha kızarmış, kendisi dava kalın ve kabarık, içi de sapsarı… Çok tok, çok hafif ve mekanın az şekerli dordurmalarıyla birlikte leziz; keza supangle de öyle…

Prenses ise gerçekten farklı ve efsane… Mekan 1925’te açılmış; yani Halley’den önce çok daha güzeli olan ‘Prenses’ varmış.

Prensesin içi iki tartolet arasına, çok hafif ve özenli bir kremanın konulmasıyla yapılmış. Üzeri çikolata ile kaplanıp fıstık ve fındık karışımına batırılmış! E daha ne olsun! O da baya büyük ve 3 TL.

prenses (2) prenses (1)

Niyazi Şen ya da daha sık kullanılan adıyla Şen Pastanesi’nin birkaç şubesi var ama ilk mekanı her zaman daha sakin. Hani ‘muhallebicide buluşulan’ zamanları andıran bir hali var.

MEZEDE BEYAZ EV…

Beyaz Ev, bir otel. Çok güzel bir plajı var, yemeği de dalga sesleri eşliğinde yeniliyor. Meze seçmiyorsunuz. O gün pazarda ne varsa o ürünlerden yapılan ön yemekler sırayla geliyor. Pilakiden sarmaya, mücverden turşu kavurmasına her şey lezizdi… Görünümleri de, tatları da ortalamanın baya üzerindeydi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ana yemekler, özellikle balık için aynı övgüyü yapamam o ayrı… Sık gelenler “Sahibi bilmem kim bey bugün yoktu da ondan” dese de, bana ne, sahibi orada olmadan da bir yer iyi işlemeli… Buraya özellikle meze ve ara sıcaklar için gidilmeli.

ETTE AY IŞIĞI…

Et konusunda ise yine otel (apart) ve plaj olarak da hizmet veren Ay Işığı adlı mekan çok iyi!

Karadeniz’de genelde et, hayvanların kalitesi, beslenmeleri nedeniyle çok iyi ancak, eti fazla dövme ve fazla pişirme nedeniyle her yerde güzeli yenmiyor. Ama Ay Işığı’nın şefi bir kasap (Osman) bey olduğundan etler harika, az ve öz meze tabakları lezzetli. Burada taş fırında metrelik pideler de yapılıyor.

Ama denizin içine yerleştirilen deniz tanrısı Poseidon’un heykeli mi dersiniz, ay ışığı mı, gün batımı mı, plajı mı… Yemeklere eşlik eden manzara çok güzel.

PAZARDA NE VAR?

Sinop merkezde pazarları cumartesi, pazartesi ve perşembe günleri kuruluyor. “En zengin gün perşembe” diyorlar.

Her yerde öyledir, pazara erken gitmek gerekir. Ama burada bu kural ekstra önemli. Çünkü pazarın ‘köy pazarı’ olarak adlandırılan bölümüne köylüler ellerinde ne varsa, ne çıkmışsa az sayıda, az kiloda getiriyor. Ve tabii bunları erken giden alıyor. Biz öğlene doğru gittik; yine de çok ucuza leziz yeşil domatesler, biberler, fasulye ve bamya aldık mesela…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ayancık’ta ise pazartesi ve cuma günleri. Ayancık dağ kenarında olduğundan burada mantar türlerinin çokluğu dikkat çekiyor. Çok çeşitli çok güzel. Bir de Taşköprü’ye yakınlığın da etkisinden olsa gerek sarımsaklar çok çeşitli ve çok güzel.